İnsani yardımda gönüllülük, çoğu kişinin zannettiğinden farklı bir iştir. Dikkat çeken anlar, yani okula yapılan bir ziyaret, yardımın ulaştığı an veya okumayı yeni öğrenen bir çocuğun fotoğrafı, kendisinden önce ve arka planda geçen uzun saatlerin sonucudur. Gönüllünün katkısı çoğu zaman bu hazırlık aşamasında ortaya çıkar: tercüme, kayıt tutma, adres ve iletişim bilgilerinin doğrulanması, zorlanan bir öğrenciyle sabırla kurulan sohbet, insan onurunu gözeten bir fotoğraf çekimi ve bir projeyi gerçekten hayata geçiren yazışmalar.
Bu işin parlak bir tarafı yoktur. Güncellemelerde veya fotoğraflarda her zaman görünmez. Ancak insani yardımı güvenilir, yerinde, emniyetli ve etkili kılan şey tam olarak budur. Gönüllülüğün gerçekte neleri içerdiğini bilmek önemlidir; çünkü bu bilgi hem gönüllünün beklentisini hem de kuruluşun gönüllüsüne sunması gerekenleri belirler.
İşin arkasındaki iş
Bir proje ihtiyaç sahibine ulaştığında iş çoktan yapılmış olur. O ana kadar gönüllüler, ilk bakışta insani yardımla pek ilgisi yokmuş gibi görünen idari işlerle uğraşır. Tablolar tutulur, başvurular takip edilir, adresler doğrulanır, bağışların kaydı işlenir, rapor ve yazışmalar hazırlanır. Üniversiteler aranarak burs imkânları veya akademik yollar sorulur. Proje tanıtımları yazılır, tercüme edilecek belgeler hazırlanır veya belirli bir meselede yol göstermek üzere tek bir kişiye zaman ayrılır.
Bu emek boşa gitmez. İnsani yardımın istikrarı ve ehliyeti buna dayanır. Bir bağış, o kişinin kim olduğunu kaydeden biri olmadıkça doğru kişiye ulaşamaz. Bir proje, olan biteni takip eden biri olmadıkça izlenemez ve gerektiğinde düzeltilemez. Bir öğrenci, gerekli bilgiyi anlaşılır hâle getiren biri olmadıkça bursa başvuramaz. Bir sabahını form doldurmaya veya iletişim bilgilerini kontrol etmeye ayıran gönüllü, diğer işlerin düzgün yürümesini mümkün kılmaktadır.
Bu işin en zor yanı, görünmez kalabilmesidir. Ne çarpıcıdır ne de o anda acil görünür. Fakat gönüllülerin dağınık işleri belirli bir düzen olmadan yürütmesine bel bağlayan bir kuruluş kısa sürede dağılır. Gönüllüler, sahada olsun büroda olsun katkılarının gerçek bir iş olarak tanındığını bilmeyi hak eder.
Asıl önem taşıyan beceriler
Birçok gönüllü belirgin becerilerle gelir: öğretmenlik yapar, tasarım bilir, muhasebeden anlar veya kuruluşun ihtiyaç duyduğu dilleri konuşur. Bu beceriler değerlidir ve gereklidir. Ancak bir gönüllünün getirebileceği en önemli vasıflar daha sessizdir. Sabır bunlardan biridir: bir şeyi birden fazla kez anlatmaya razı olmak, karışıklığın veya duygusal bir anın yanında durup her şeyi hemen çözmeye çalışmamak. Güvenilirlik de bunlardan biridir: söz verdiği gibi gelmek, sıkıcı olsa da işi bitirmek, biri kendisine güvendiği için küçük bir taahhüdün arkasında durmak.
Dil bilmek önemlidir; dikkatle dinlemeye razı olmak da öyle. Öğretme becerisi işe yarar; planlar değiştiğinde sakin kalabilmek de. Muhasebe bilgisi kuruluşun kaynaklarını takip etmesini sağlar; ayrıntıya gösterilen titizlik de en az o kadar kıymetlidir. Bir işin gerçekte ne gerektirdiğini kavrayan sağduyu, bir konunun kendi yetkinliğini aştığını görüp devam etmek yerine bunu söyleyebilen muhakeme ve gizli bilgiyi gizli tutabilme kabiliyeti de bu vasıflar arasındadır; çünkü kuruluşun hizmet ettiği insanların çoğu, durumlarının duyulmasını göze alamaz.
Sıradan becerilere ve olağanüstü bir güvenilirliğe sahip bir gönüllü, çoğu zaman etkileyici bir uzmanlığı olup sözünde durmayan birinden daha kıymetlidir. Önemli olan, gönüllünün elindeki gerçek kabiliyeti ortaya koyması, onu özenle kullanması ve kendi rolünün sınırları içinde kalmasıdır. Bir kuruluş, her işi yapabilen birinden çok güvenilebilecek birinden fayda görür.
Kuruluşun gönüllüsüne borcu
Kuruluş ile gönüllü arasındaki ilişki, gönüllünün ilk gününden önce netleşmiş olmalıdır. Gönüllü; bir sorusu veya kaygısı olduğunda ya da bir konuyu netleştirmek istediğinde başvurabileceği belirli bir muhatabı hak eder. Kuruluşun değerlerini ve yaklaşımını, çalışmanın yürütüldüğü şartları ve kendi işinin bütün içindeki yerini anlatan bir başlangıç bilgilendirmesini hak eder. Ne yapacağını, bunun neden önemli olduğunu ve kendisinden ne beklendiğini bilmeyi hak eder.
Bir gönüllüden, zamanını verme karşılığında para ödemesi asla istenmemelidir. Gönüllü, çalışmanın yürütüldüğü yere kendi imkânıyla gidebilir, kendi malzemesine ihtiyaç duyabilir veya bazı masraflar üstlenebilir; ancak kuruluş hiçbir zaman çalışmanın finansmanını gönüllüsünden bekleyemez. İnsanlar katkı sunmak istedikleri için gönüllü olur; malî olarak ayakta durması gereken bir programı desteklemek için değil.
Güvenlik esastır. Gönüllü; kuruluşun kendi esenliğini hesaba kattığını, bir şey ters gittiğinde bir planı bulunduğunu ve dile getirdiği kaygıları ciddiye aldığını bilmelidir. Çalışması sona erdiğinde ise kuruluşun ona bir bonservis borcu vardır: ne yaptığını, nasıl katkı sunduğunu ve neyi başardığını açıkça ortaya koyan bir belge. Bu belge bir lütuf değil, gerçek bir emeğin tanınmasıdır.
Gönüllünün sorumluluğu
Yardım etmeyi kabul eden gönüllü bir taahhüt vermiş olur. Bu taahhüt; söz verdiği zaman gelmek, işleri güvenilir biçimde tamamlamak ve bir şey değiştiğinde haber vermek anlamına gelir. Bir gönüllü bir belgeyi tercüme edeceğini söylediyse kuruluş bunun yapılacağına güvenerek planlar. Bir öğrenciye destek olmayı teklif ettiyse o öğrenci ona bel bağlamış olabilir. Güvenilirlik bir fazlalık değil, yardım edilmek istenen insanlara gösterilen en temel saygıdır.
Gizlilik ağır bir yükümlülüktür. Gönüllüler birlikte çalıştıkları insanlar hakkında pek çok şey öğrenir: içinde bulundukları şartları, geçmişlerini, kırılganlıklarını. Bu bilgiler, bilmesi gereken küçük gruptan dışarıya hiçbir zaman taşınmamalı; arkadaş ortamında veya sosyal medyada gelişigüzel konuşulmamalıdır. İnsani yardım şartlarında birçok insan için görünür olmak gerçek bir risk taşır. Gizliliğe riayet edemeyecek bir kişi bu alanda çalışmamalıdır.
Çocukların ve ailelerin yanındaki davranış özenli ve saygılı olmalıdır. Gönüllü, başkasının alanında bir misafirdir ve buna göre davranmalıdır. Bu; kuruluşun çocuk koruma kurallarına uymak, dışarıdan tuhaf görünse bile aile içi dengeye saygı göstermek, yalnızca açık rıza alındığında fotoğraf çekmek ve kendi davranışının sadece kendisini değil kuruluşu da temsil ettiğini bilmek demektir. Aynı zamanda geri çekilmenin vaktini bilmek demektir: bazı durumların gönüllünün rolünü aştığını görmek ve kimi zaman saygının, yardım etmeye kalkışmamak olduğunu kabul etmek.
Yerel gönüllülerin önemi
Kuruluşlar sıklıkla başka yerlerden gönüllü çeker; insanlar inandıkları gaye için çalışmanın yürütüldüğü bölgeye gider. Bu gönüllüler faydalı olabilir; ancak insani yardım yerel gönüllüler üzerine kuruludur. Dili bilen, kültürü ve şartları tanıyan, toplulukta ilişkileri olan ve uzun vadede aynı işin başında kalabilen kişinin yeri doldurulamaz. Böyle biri, dışarıdan gelenin göremeyeceği sorunları fark eder. Neyin gerçekten işleyeceğini bilir. Ziyaretçi gönüllü evine döndüğünde o yerinde kalır.
Bu, başka yerlerden gelen gönüllülerin katkısını küçültmez. Ancak kuruluşun gönüllü kadrosunu nasıl düşünmesi gerektiğini belirler. Sürdürülebilir bir program, öncelikle yerel gönüllüleri yetiştirmeye ve desteklemeye, onları yardımcı unsur değil çalışmanın aslî parçası saymaya dayanır. Yurt dışından gelen gönüllüler belirli projelere destek verebilir veya özel bir uzmanlık taşıyabilir; fakat bir toplulukta güvenin ve sürekliliğin temeli, oraya ait olan insanlardır.
Süreklilik, heyecandan önemlidir
Bazı kişiler yoğun bir dönem için gönüllü olur: tatilde bir hafta veya belirli bir mevsimde birkaç haftalık yoğun bir çalışma. Bu da işe yarar. Ancak kuruluşlar genellikle şunu görür: ayda birkaç saatini uzun süre boyunca düzenli olarak veren bir gönüllü, yoğun biçimde çalışıp sonra ortadan kaybolan birinden hem daha çok iş çıkarır hem de daha fazla istikrar sağlar. Süreklilik; kişinin ne yaptığını gerçekten kavramasını, ilişki ve güven kurmasını, projeleri ileriye taşımasını ve destek verdiği insanlar için güvenilir hâle gelmesini sağlar.
En kıymetli taahhüt çoğu zaman en sessiz olanıdır. Kimsenin üstlenmek istemediği bir işi görmek için her hafta gelen kişidir. Bir yıldan uzun süredir kuruluşun belgelerini tercüme eden kişidir. Aynı öğrenciyi her ay ziyaret eden kişidir; çünkü o öğrencinin durumu bu süreklilik varken düzelmektedir. Bu gönüllüler, insani yardımı gerçekten işler kılan güven ve süreklilik altyapısını kurar. Katkıları sessiz, istikrarlı ve yeri doldurulamazdır.